Şu birkaç ay içinde bir çok kez parçalandığımı hissettim. Parçalandım ve aşık oldum ve iyileştim ve parçalandım. Kimsenin bir bok bilmediğini farkettim. Kimse bir bok bilmiyor. İnsanlar öylece sokakta yürüyüp işlerine giden, kafaları asıl önemli olan şeylerle değilde akşam ne yiyecekleri yada kazanıcakları paralar, ödiyecekleri kiralarla dolu. Sokakta yürüyen ve asıl önemli olan şeylerin farkına varamayan et parçaları insanlar. Küçükken büyüdüğümde ne olucağım benim için çok kesindi. 16 yaşında olucaktım. Yakışıklı bir sevgilim olucaktı. Güzel olucaktım. Partilere gidicektim. Sabahın dördüne kadar aşık olduğum erkeğin yanımda içicektim ve “mutlu” hissedicektim. Komik bir şey oldu. 16. yaş günümde hayal ettiğim o erkek geldi yanıma. Onunla kutladım o gün herşeyin güzel olucağını. Doğruydu işte. İzlediğim bütün çizgi filmlerde, babamın her gece anlattığı masallarda olduğu gibi vardı işte. Yakışıklı prens. Ve gelmişti. Kayboldum. Teninin kokusu, sinirlendiğinde yaptığı o saçma mimik, sarıldığımda hissettiğim o sanki evimdeymişim duygusu, bana yaşattığı herşeyin içinde kayboldum. Gerçekten aşık oldum. O kadar güçlü bir duyguydu ki ölesiye korkuttu. Kaçmaya başladım. Uzaklaşmaya çalıştım o duygudan. Ben kaçtıkça daha çok geldi üstüme. Apollo ve Daphne gibi. Ama bu sefer saflığımı kaybetmekten korkmuyordum. Kaybediceğim bişey olmasını istemediğim için kaçıyordum. Zayıf olmak istemiyordum. Kaçtıkça koştu arkamdan. O kadar sıkı tuttu ki teslim oldum. Onun oldum. Şimdi 16 yaşındayım. Aynı küçükken hayal ettiğim gibi. Aşık olduğum bir erkek var. Deli gibi aşık olduğum. Partilere gidiyorum. Sabahın dördüne kadar içiyorum. Etrafımdaki asıl önemli şeyleri göremeyen et parçalarıyla birlikte. Dans ediyorlar. Gülüyorlar. Ve ben, elimde vodka bardağıyla kapıya bakıyorum. Belki gelir diye. Gelmiyor ve ben mutlu değilim. Hayal ettiğim gibi değil. Hiçbirşey hayal ettiğim gibi değil. Gelmiyor. Kimse bir bok bilmiyor. Konuşuyorlar ama bilmiyorlar. Bilmeleri gereken şey şu, asıl kaybetmekten korktuğumuz şey bekaretimiz değil. Saflığımız değil. Daphne ağaçların arasında saflığını kaybetmek için koşmadı. Kaybedicek birşeyi olmasını istemediği için koştu. Et parçalarının bilmesi gerekiyor. Bir bok bilmiyorlar. Ben kaçtım ve şimdi paramparçayım.

"Koskoca Defne Balci’nin bir erkeğin arkasından üzüldüğü nerede görülmüş?" -Erdal Balci

Anonymous:
Tiwitterini yine acicak misin ?

Canım istediğinde açarım

,,

And then we never spoke again.

my 6 word story (via un8common)
Anonymous:
Def twitterını mı kapattın?

evet